RSS

Sevdiklerine Mutlu Yıllar demenin farklı bir yolu!


Klasik yollarla yeni yıl kutlamaktan sıkılanlar için farklı bir alternatif var, Arçelik sevdiklerine iletmek istediğin mesajları göklere yazmana yardımcı oluyor, havai fişeklerle yeni yılı kutlamanı sağlıyor. Siteye burdan ulaşabilirsiniz.

Hayata Dair Tavsiyeler...

Her şeyi çok güzel özetleyen, İ.Ö Xsentus tarafından yazılan bir tapınak yazısıdır.

* * * * * * * * * * * *
Gürültü patırtının ortasında sükunetle dolaş; sessizliğin içinde huzur bulduğunu unutma. Başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış. Sana bir kötülük yapıldığında verebileceğin karşılık unutmak olsun. Bağışla ve unut. Ama kimseye teslim olma. İçten ol; telaşsız, kısa ve açık seçik konuş. Başkalarına da kulak ver. Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları; çünkü, dünyada herkesin bir öyküsü vardır.

Yalnız planlarının değil, başarılarının da tadını çıkarmaya çalış. İşinle, ne kadar küçük olursa olsun ilgilen; hayattaki dayanağın odur. Seveceğin bir iş seçersen yaşamında bir an bile çalışmış olmazsın. İşini öyle sev ki, başarılarının bedelini ve yüreğini güçlendirirken verdiklerinle de yepyeni bir hayat başlatmış olacaksın.

Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol. Sevmediğin zaman sever gibi yapma. Çevrene önerilerde bulun ama hükmetme. İnsanları yargılarsan onları sevmeye zaman kalmaz. Ve unutma ki insanlığın yüzyıllardır öğrendikleri, sonsuz uzunlukta bir kumsaldaki tek bir kum taneciğinden daha fazla değildir

Aşka burun kıvırma sakın; o çöl ortasında yemyeşil bir bahçedir. O bahçeye layık bir bahçıvan olmak için her bitkinin sürekli bakıma ihtiyacı olduğunu unutma.

Kaybetmeyi ahlaksız bir kazanca tercih et. İlkinin acısı bir an, ötekinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer. Bazı idealler o kadar değerlidir ki, o yolda malûp olman bile zafer sayılır. Bu dünyada bırakacağın en büyük miras dürüstlüktür.

Yılların geçmesine öfkelenme; gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe. Yapamayacağın şeylerin yapabileceklerini engellemesine izin verme. Rüzgarın yönünü değiştiremediğin zaman, yelkenlerini rüzgara göre ayarla. Çünkü dünya karşılaştığı fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getirmediğinle ilgilenir. Ara sıra isyana yönelecek olsan da hatırla ki, evreni yargılamak imkansızdır. Onun için kavgalarını sürdürürken bile kendinle barış içinde ol.

Hatırlarmısın doğduğun zamanları; sen ağlarken herkes sevinç içinde gülümsüyordu. Öyle bir ömür geçir ki, herkes ağlasın öldüğünde, sen mutlulukla gülümse. Sabırlı, şefkatli, bağışlayıcı ol. Eninde sonunda bütün servetin sensin. Görmeye çalış ki bütün pisliğine ve kalleşliğine rağmen, dünya insanoğlunun biricik mekanıdır.

Pepsi Yeni Logosu ile 'Gülümse' tiyor...

Pepsi global 700 milyon £ harcayarak logosunda değişikliğe gidiyor. Bundan önce tarihinde 6 kez logo değiştiren Pepsi'nin yeni logosunun bir çeşit 'gülümseme' yi andıracağı bilgisi verildi. Diet pepsi üzerinde belli belirsiz bir gülümseme, normal pepside tam bir gülümseme, pepsi max'te ise kahkaha şeklinde bir gülümseme'nin yer alacağı söylendi ve nitekim çok geçmeden de bu açıklamalar somutlaştırıldı. İşte Pepsi'nin yeni yüzü:



Magnum Reklamlarındaki kostümler Gitti Gidiyor,Bitti Bitiyor...


Josh Holloway ve Ingrida Kraus'un Magnum reklam filmlerinde giydikleri kıyafetler 27 Kasım-4Aralık tarihleri arasında gittigidiyor.com'da açık arttırmaya çıkarıldı, geliri ise Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'ne gidecek. Daha azıyla yetinmek istemeyenler, haydi siz de açık arttırmada yerinizi alın :)

People's Car

Rekabet Kızışıyor!



9 Kasım için geriye saydığımız şu günlerde GSM operatörleri kampanyalarına start vermeye başladı. İşte Turkcell'den görmeye alışmadığımız yönde bir kampanya. Haydi sarılın 8Kasım 12.00'da telefonlara ve atın mesajları. Bakalım ilk 1 milyona girebilecek miyiz? :)
-----------------------------------------------------------------------------------
Turkcell 2 gün boyunca bedava

Turkcell'in, faturalı bireysel hat sahibi müşterileri için yarından itibaren bir kampanya başlattı... Bunun için BEDAVA yazıp 8040'a mesaj atmak yeterli olacak. Müşteriler 2 gün bedavaya konuşacak.

Turkcell'den yapılan yazılı açıklamada, Turkcell bireysel faturalı hat sahiplerinin, "BEDAVA" yazıp 8040'a gönderdiklerinde, "haftanın 2 günü tüm Turkcell'lilerle bedava konuşacağı" kaydedildi.

Kampanya yarından itibaren başlayacak. Bunun için kullanıcılardan ek bir ücret alınmayacak. Kampanyaya katılmak için sadece mesaj atmak yeterli olacak.

BİR GÜNÜ HAFTA İÇİ

Bedava konuşma günlerinden bir günü hafta içi olacak. Diğeri ise haftasonuna denk gelecek. Kullanıcılar bu uygulama ile ayda toplam 64 saat bedavaya konuşacak.

"2 Gün Bedava" kampanyası, 8 Kasım - 28 Aralık 2008 tarihleri arasında, kısa mesajla kayıt olan ilk 1 milyon Turkcell abonesi için geçerli olacak.

Martin Diyor ki...

Eskiden yaşadığım her anı kendime kar sayardım
Artık yaşamadığım her saniyeyi zarar sayıyorum
Zamanla yarışma konusunda gün gectikçe hırçınlaşıyorum
ve bu bana bir şey kazandırmadı şimdiye kadar
ama gene de zamanla yarışma sevdasından vazgecemiorm ..
insanın doğası bu sanırım,bir şeye köru körune saplanınca kurtulamıosun

Alıntı: Martin Gtalk ;)

' Türk Mucizesi '





Tarih:20 Haziran 2008
Yer:Viyana
Kimileri için umudun bittiği, hayallerin yıkıldığı yer, kimileri için ise yeni bir dönemin başladığı, gönüllerin tekrardan fethedildiği, '70 milyon'un umutlarının yeniden ateşe verildiği yer...
Portekiz hüsranı ile başladığımız Euro 2008 maceramız üzerinden ne kadar zaman geçse de unutulmaması gereken bir derstir aslında. Çıkarılacak o kadar çok sonuç var ki...
Çıktığımız bu zorlu yolda inanç en iyi yol arkadaşımızdı, attığımız her adımı inanarak attık, sadece takım inanmadı tüm Türkiye inandı millilerin başaracağına her ne kadar dişli rakiplerimiz olsa da. Nitekim inançlarımız boşa çıkmadı, kimilerine göre mucizeydi yaşanan, kimilerine göre de inancın zaferi! Zor denilen başarıldı, yenilmez denilenler yenildi...Umutların tükendiği, içlerin burkulduğu, bitime saniyelerin kaldığı anda yılmadan devam etmenin sonucunu aldı 'Türko'lar.
Bükülemedik bilekler öpüldü, yenilenler sahadan gözleri yaşlı 'Çek'ip gitmesini bildi, önceleri sus diyenler sonradan kendileri sustular Semih'in muhteşem golüyle... 70milyon yürek bir oldu dün gece, hep bir ağızdan zafer şarkıları söylediler.
Yaşananların tarifi imkansız, Türk olup yaşamak vardı bu duyguyu anlamak için. Biz böyle inançlı, böyle azimli bir milletin çocuklarıyız işte. Daha nicelerini başarır, daha nicelerini dize getiririz Alimallah:)
İşte en sevdiğim Cümle: Ne Mutlu Türküm Diyene!

' Bir Dost ' - Can Dündar

Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın…‘Nereden çıktın bu vakitte’ dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında; gözünün dilini bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı…

Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin. İhtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin.

Kucaklamalı seni güvenli kolları, dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı…

En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin; gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz…

Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli.

Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli. Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin.

Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi… Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş..

Gözbebekleri bulutlandığında, yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin. Ve sen ağladığında onun gözlerinden gelmeli yaş…

Yıllarca aynı ip üstünde çalışmış, cesaretle ihanet arasında gidip gelen bir salıncağın sınavında birbiriyle kaynaşmış iki trapezci gibi güvenle kenetlenmeli elleri…

‘Parkurun bütün zorluklarına rağmen dostluğumuzu koruyabildik, acıları birlikte göğüsleyebildik ya; yenildik sayılmayız’ diyebilmeli…

Issızlığın, yalnızlığın en koyulaştığı anda, küçücük bir kağıda yazdığımız kısa ama ümit var bir yazıyı yüreğe benzer bir taşa bağlayıp birbirimizin camından içeri atabilmeliyiz:

‘Bunu da aşacağız!

İmza: Bir dost!…’

' Hayattan Ne Öğrendim? ' - Can Dündar

Ağır bir ÖSS sorusu gibiydi Esquire dergisininki… “Hayattan ne öğrendiniz?”
Verilen süre içinde aklıma gelenleri aşağıda yazdım.
Yanlışların doğruları götürmeyeceğini umuyorum:
* * *
Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum. Işığı gördüm, korktum. Ağladım.
Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim. Karanlığı gördüm, korktum.
Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi…
Ağladım.
* * *
Yaşamayı öğrendim.
Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu; aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim.
* * *
Zamanı öğrendim.
Yarıştım onunla…
Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim…
* * *
İnsanı öğrendim.
Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu…
Sonra da her insanın içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.
* * *
Sevmeyi öğrendim.
Sonra güvenmeyi…
Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu, sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim.
* * *
İnsan tenini öğrendim.
Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu…
Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.
* * *
Evreni öğrendim.
Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek gerektiğini öğrendim.
* * *
Ekmeği öğrendim.
Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini…
Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim.
* * *
Okumayı öğrendim.
Kendime yazıyı öğrettim sonra…
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana…
* * *
Gitmeyi öğrendim.
Sonra dayanamayıp dönmeyi…
Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi…
* * *
Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta…
Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.
Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine aydım.
* * *
Düşünmeyi öğrendim.
Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek olduğunu öğrendim.
* * *
Namusun önemini öğrendim evde…
Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu; gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el sürmemek olduğunu öğrendim.
* * *
Gerçeği öğrendim bir gün…
Ve gerçeğin acı olduğunu…
Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim.
* * *
Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.

Pazarlama hayatın heryerinde, Öss'de bile :)

Pazarlamadan kaçış yok işte bir kanıtı daha, her zaman her yerde ben onu bıraksam bile o beni bırakmayacak! Tabi ben de onu bırakmayacağım ne iş yaparsam yapayım orası da ayrı konu:)

İşte Öss'deki soru :

İtalya’da kozmetik ürünlerini satmak isteyen bir Amerikan şirketi, ürünlerin reklamında elinde çiçek tutan bayan modeller kullanmış ama bekledikleri ilgiyi görememiştir. İtalyanların, çiçeği geleneksel olarak cenazelerde kullanıyor olmaları kozmetik ürünlerine ilgisiz kalmalarına yol açmıştır.

Bu parçadaki olayda, şirketin amacına ulaşamaması aşağıdakilerden hangisine bağlanabilir?

A) Ürünün üretildiği ülkenin dışında pazarlanmaya çalışılmasına
B) Hitap edilen tüketici kitlesinin yanlış belirlenmesine
C) Kültürel farklılıkların göz ardı edilmesine
D) Reklamın tek pazarlama yöntemi gibi düşünülmesine
E) Ürünün, değerinden pahalıya satılmasına

Google'dan Euro 2008 Canlı Yayını...


Google'da euro 2008 maçlarının skorlarını takip etmek de mümkün artık. Arama yerine euro 08 yazdığınızda o an hangi maç oynanıyorsa skorunu ve dakikasını görebiliyorsunuz.

Bir Kadın Gitmek İsterse...

Bir kadın gitmek isterse tutamazsın onu, koymuştur bir kere kafasına gitmeyi. Ne kapanmaz yaralar, ne acılar vardır içinde... Hiçbir şey merhem olmaz ona, gitmektir tek istediği. Eğer anlarsan zamanında; uzak dur, bırak gitsin. Bir kadın gitmemek için çok sabreder çünkü, bekler... Ancak koyduysa kafasına gitmeyi, olmadık biranda beklenmedik bir zamanda gider sonunda. Hiç sorgulama anlayamazsın, o da zaten anlatmak için çaba göstermez, sadece gider. Senin tüm aramalarını, onu görme arzularını hep bir saldırı olarak algılar. Tüm kalkanlarını kuşanmıştır, tüm kapılarını kapatmıştır artık sana bir daha açmama pahasına.

Garanti Genç Yetenekleri Çağırıyor...

Garanti NBA Skills Challenge`ın Türkiye temsilciğini üstleniyor ve 13-18 yaş arası gençlere kendilerini göstermeleri için bir fırsat sunuyor.


Garanti NBA



LeBron Yi�it!

Yine,Yeni,Yeniden...Ülker`le Milli Duygular Fora!


Milli Takim ulker reklam 2
Uploaded by hakan27
">
Ulker
Uploaded by Advertlover
">

Resmen Ace!

Starbucks Müşterisine Fırsat Tanıyor...


Pazarlama artık öyle farklı şekillerde karşımıza çıkıyor, bizi öyle çepeçevre sarıyor ki onsuz nefes almak mümkün değil adeta. Her yerde enaz bir mesajla karşılaşıyoruz, hatta bir mesajla karşılaşıyorsak buna şükretmemiz gerekiyor. Reklamlarla müşterisini etkilemeye çalışıp bunun ötesinde hiçbir şey yapmayanlar ise zamanla unutulmaya yüz tutuyor. Devir fark yaratma devri, devir sadece yeni müşteri bulma değil onu nasıl elde tutacağını bilme devri. Artık tüketici eskisinden çok bilinçli ve doğal olarak hangi markadan en fazla faydayı görürse ya da hangisine duygusal anlamda daha çok bağlanırsa ona gidiyor. İşte bu nedenle de sadece reklam yetmiyor. Hızla gelişen ve en ucuz mecra olan internet müşterilerle bağlantı kurmak, onları markanın içine çekmek için iyi bir alternatif sunuyor ve birçok marka tarafından aktif olarak kullanılıyor. İşte starbucks`ın yaptığı son çalışma: My Starbucks Idea Müşterilerini fikirlerini paylaşmaya davet ediyor, bunun için de bir alan yaratıyor, fikirler tek tek değerlendirilip uygun görülenler hayata geçiriliyor. Hem starbucks için maliyeti olmayan bir beyin fırtınası ve birçok yaratıcı fikrin görüldüğü eşsiz bir yer, hem de müşterilerin seslerini duyurabilecekleri bir alan. İki taraf da kazanıyor, bundan daha iyisi olabilir mi?

Rakıda Son Nokta

Yeterki İste...

">

Kırmızı Ödüllerinden Seçmeler...